| Pedagoji Üzerine Notlar |
|
|
|
Pedagojik öÄŸrenme diye adlandırılan, öÄŸrenmenin bizzat kendisinin kanıt olarak arz edilmesidir. ÖrneÄŸin, Dünya yuvarlaktır diyen bir çocuk, bizzat bu sözü seslendirmesiyle konuyu öÄŸrenmiÅŸ addedilir. Yani "Dünyanın yuvarlak olması gerekir" deÄŸil.
Bugünkü eÄŸitim anlayışında çocuÄŸun öÄŸrenip öÄŸrenmediÄŸini davranış kodlarıyla ölçebiliyoruz. Ama bu temelden çürük. ÖÄŸrenme çocuÄŸun içsel sürecini hesaba katan gözlemleme yeteneÄŸinden yoksun. Bu yüzden ölçülen ÅŸey, öÄŸrenmiÅŸ adettiÄŸimiz çocuÄŸu olumlayarak, gösterilmesi gereken davranış kodunu, bir mesafe olarak, bir eksiklik olarak öÄŸrenmemiÅŸ çocuÄŸun kursağında bırakır. ÖÄŸrenmemiÅŸ çocuk bu davranış kodunu gösteremediÄŸi için, diÄŸerlerinin nezdinde öÄŸrenmemiÅŸ olduÄŸuna razı gelmekle kalmayacak, neyi öÄŸrenmesi gerektiÄŸini de bir öÄŸrenme adabı olarak bilmiÅŸ olacak. İşte baÅŸlangıçta çocuÄŸa dayatılan bu razı gelme bugünkü hâkim pedagojinin ilk ve köklü biçimde öÄŸrettiÄŸi kuraldır. Yakın plandan geçmiÅŸe doÄŸru çocuk, öÄŸretilen her türlü tarihsel, dinsel idollerle hep küçük kalacağının idrakindedir. Çocukluk fiziksel, bilinçsel bir dönem deÄŸil, bu anlayışla geçmiÅŸe göre sürekli çocuk kalan ideolojik geleceÄŸin potansiyelidir. Pedagojinin görgüden miras aldığı bu düstur sevmekle ilgilidir. Sev! Sevmelisin! Nesneyi sevmekten, oyunda bedeninin olanaklarını gerçekleÅŸtirmeyi sevmeye geçen çocuk, yepyeni bir sevme konseptiyle (buradaki ironi belli oluyor mu?) tanışır: ÖÄŸrenmeyi ve öÄŸrenmiÅŸ olan, emsal alacağın ve hep gerisinde kalacağın ölüyü sev! Annesini, babasını, kardeÅŸini, arkadaşını, çizgi film kahramanını seven çocuk birden Åžamanist olur ve dünyamızda dolaÅŸan iyi huylu ölülerin ruhlarını da sever. Daha açıkçası pedagojik öÄŸrenmeyle tanışan çocuk öÄŸrendikçe sevileceÄŸinin bilincinde olarak, sevmeyi bedeninden çıkan bir açılma yerine kendisine töhmet karşılığı verilen bir ödeÅŸme olarak yaÅŸamaya baÅŸlar. Ne demiÅŸti dünya yurttaÅŸlarından biri: "YaÅŸayanlardan çok ölülerden çekiyoruz." ÖÄŸrenmenin içsel sürecini hesaba katmamak ölçmeyle ilgili bir teknolojik yetersizlikten kaynaklanmıyor. Çünkü içsel süreç denilen dışarıdakinin gözlemlediÄŸi deÄŸil, öÄŸrenemediÄŸinin farkına varan ve zaten öÄŸrenmenin ta kendisi olan bireysel bir süreçtir: Haa! Evet, Dünya yuvarlaak. Cevap deÄŸil; daha çok ÅŸaÅŸkınlığını itiraf eder gibi . Hatta elinde olmadan. Konrad Lorenz, evde beslenen üç aylık bir köpeÄŸe çiÅŸini yapmayı nasıl öÄŸreteceÄŸimizi anlatır: Tam çiÅŸini yapmaya eÄŸilim gösterdiÄŸi anda onu mümkün olduÄŸu kadar hızlı dışarı çıkarmamızı söyler. Özellikle de çiÅŸ için köpeÄŸi her dışarı çıkarmamızda hep aynı yere götürmemizi salık verir. Orada ihtiyacını giderince de onu, kahramanca bir ÅŸey yapmış gibi övgü ve sevgi yaÄŸmuruna tutmamızı vurgular. Åžimdi Konrad Lorenz' in deneyimiyle köpek çiÅŸini yapmayı öÄŸrenmiÅŸ deriz. Ama doÄŸru cümle ÅŸudur: Köpek dışarıda o yere çiÅŸini yaparak nasıl övgü alacağını öÄŸrenmiÅŸtir. Bitmedi. Köpek, Konrad Lorenz orada olmadığında da, yani övgüyü beklemeden de çiÅŸini hep aynı yere yapar. Artık, köpek nasıl övgü alacağını öÄŸrenmeyi unutmuÅŸ olarak çiÅŸini yapmayı öÄŸrenmiÅŸtir. Bugünkü pedagoji anlayışında çocuÄŸun öÄŸrenmesi ile köpeÄŸin öÄŸrenmesi arasındaki fark nedir? Yani olması gereken farka göre. Hemen akla gelen motor davranış kliÅŸesini rafa kaldırarak düÅŸmek gerekir bu sorunun peÅŸine.
|
Basından Seçki
Can Dündar
Mümtaz'er Türköne
Abbas Güçlü
İsmail Küçükkaya
Abbas Güçlü
Çetin ALTAN
Abbas Güçlü
Nuh GÖNÜLTAŞ
Forumdan
Posted by erdincince - 10/03/2010 20:54
Posted by cemal - 10/03/2010 20:33
Posted by cemal - 10/03/2010 20:32
Posted by assslan - 10/03/2010 20:16
Posted by assslan - 10/03/2010 20:08



